Bugün yine çok samimi ve verimli bir Kalbim Akşamını geride
bırakırken; iki sohbetten kendi adıma kendimle ilgili fark ettiklerim oldu;
Dost Hoca’nın dediği gibi, olmayanı oldurmaya çalışarak
kendime zulmettim, var olan öz yeteneklerime odaklanmak yerine, koşulların
rüzgarına bıraktım kendimi, burada durum yanlış anlaşılmasın, koşulların
zorlayıcılığına rağmen yeteneklerime odaklanmaktan vazgeçmeyip onlar için
çalışabilirdim. Erteledim ve erteledikçe bedel büyüdü.
Kendime dürüst sorular sormaya başladığımda
örneğin öğrencilere ve kadınlara rehberlik etmek istiyordum, koçluk gibi bir
yöntemle; çünkü iki sosyal grupla da farklı rollerde uzun süre çalıştım. Ancak
anladım ki; ben tam olarak istediğim ve yetenekli olduğum alanda duruyor muyum
ki, başkalarını yönlendireyim. O fanteziden vazgeçtim. Şimdi düşündüğümde tüm
deneyimlerimle barışığım, hepsi iyi ki var oldu hayatımda hepsi beni ben yaptı.
Anlam da bunu keşfettiğimde hedeflerimle birleşti, yolum açıldı, şimdi
ertelediğim her şey için çalışıyor olma sürecinin keyfini çıkarıyorum.
Ufuk Hanım’ dan ne öğrendiğime gelince, yapay zekayı sadece
araştırma asistanı olarak kullanıyordum, ama bir süredir onu yaptığım işlerde
nasıl doğru konumlandırırım bulmaya çalışıyorum, kıymetli önerilerinden
faydalanacağım. Ödevler alındı. Keyifli bir sohbetti. Neyi fark ettim peki:
bende bir patrona bağımlı çalışırken asla kendim ve emeğim için istemeyi
bilemedim, herkesin ablası gibi, patronun da kardeşi gibi olduğum dönemlerde
kendi adıma eğitim olanakları, ya da emeğimi değerli kılacak taleplerde bulunmayı
beceremedim. Hani hizmetinizin ücretini isteyin demiştiniz ya çok doğru 😊
Aslında iki sohbetten
ortak bir önerme oldu bu bedel konusu, yani birincisi hedeflerimize ulaşmak
için bedel ödemeyi göze alacağız, ikincisi emeğimizin hizmetimizin bedelini
talep etmekten de utanmayacağız.
Ayrıca Hocam Whiplash'ı izlemiştim, çok sert yahu, yöntemleriniz
benzerse ben sıranın arkasına kaçayım 😊
Şaka bir yana bizimle bilgisini, ilgisini zamanını paylaşan
3 güzel insana teşekkür ederim.