Sayfalar

17/04/2026

Ne Yapabiliriz?

Bu hafta yaşanan olaylar, hepimizi tedirgin etti, kırgın, kızgın ve çaresiz hissettik. Hülya Hanım  hepimiz kendi alanımızda ne yapabiliyorsak yapalım diyerek çok anlamlı ve samimi bir çağrıda bulundu, evet düşünmemize fikir üretmemize neden oldu. 

Bu konu aslında hepimizin içinde bulunduğu bir yaşamdaşlık sorumluluğu. Ben kendimce yaşadığım tecrübelerden yola çıkarak gözlemlerimi ve önerilerimi paylaşmak istiyorum.

2005-2007 yılları arasında ücretli kimya öğretmeni olarak çalıştığım ikinci lisede yaşadığım bir tecrübeyi aktarayım: Lise yeni açılmıştı, bulunduğumuz bölge farklı etnik guruplardan, özellikle de belli nedenlerle çok göç almış bir sosyolojik yapıya sahipti. Ailelerin çoğu orta ve alt gelir düzeyindeydi. henüz bir rehberlik öğretmeni atanmamıştı. 

Her öğretmene (hala devam eden bir uygulamadır bu), bir sınıf verilmişti ve ben de kendi sınıfımda rehberlik dersine giriyordum, o derslerde kendi sınıfımı daha yakından tanımaya odaklandım. Güzel, ufuk açıcı sohbetler etmeye başladık. Bir süre sonra çoğu hayallerini gerçekleştirmek konusunda ümitsizliklerinden bahsettiler üstü kapalı olarak. Bende kendimce size yardımcı olabileceğimi düşündüğünüz ya da paylaşmak istediğiniz bir şey olursa bana yazabilirsiniz dedim, çok da beklentim yoktu açıkçası, ancak bir süre sonra kendi sınıfımdan neredeyse her öğrenci yazdıklarını elime tutuşturmaya başladı, sonra diğer sınıflardan da yazılar gelmeye başladı. Hepsini tek tek okumaya eğer yapabileceğim bir şey varsa yapmaya, onlara en azından mücadele gücü vermeye ya da anlaşıldıklarını hissettirmeye çalıştım. 

Bu yazıların birinde bir öğrenci gelecekte yapmak istediği mesleği ve o mesleği neden istediğini anlatıyordu. Ancak cümlelerini isterdim, diyerek tamamlıyor ve aslında satırların arasına ümitsizliğini gizliyordu. Bakıldığında çok neşeli ve iyi bir öğrenciydi ders başarısı da iyiydi. 

Müziği hobi olarak icra ediyordum o zamanlar ve bir koro çalıştırıyordum, aynı öğrenci koroya katılmak için bir gün okul çıkışı yanıma geldi, o günkü çalışmaya arkadaşıyla kısa süre katıldı. Ertesi günün sabahında biz o öğrencinin babasının okula telefon edip verdiği haberle, öğrencinin yaşamına son verdiğini öğrendik... 

O zamanlar cep telefonları, sonsuz kaydırma, sosyal medya vs. yoktu,  var olan da yaygın değildi ama o zamanlardan beri ne yazık ki devam eden ve çözülemeyen bir sorun var okullarda, rehberlik servisinin iş tanımı ve etkinliği ve daha da önemlisi var olması.

Olaydan sonra hemen rehber öğretmen atandı. Bizim okuldaki öğretmenlerin çoğu ücretli idi, ben eğitim fakültesi çıkışlı değildim ama arkadaşlarım öyle olduğu ve gerçekten çok yetkin olduğu halde KPSS ile mücadele ediyordu, bir tarih öğretmeni harıl harıl matematik çalışıyordu mesela. Yani öğretmenler de kendi yaşam mücadelesinin içinde o rehberliğe bir o kadar muhtaçtı aslında. 

Yıllar sonra insan kaynakları alanında yüksek lisans yaparken fark ettim ki, insan kaynakları fonksiyonları özellikle kariyer planlama, işe alım, eğitim hatta değerlendirme merkezi uygulamaları, performans yönetimi gibi fonksiyonlar pedagojik bir eğitimle birleştirilerek okullarda öğrencilere bu konuda rehberlik sunulabilir. Hatta etkin rehberlik sunduğunu iddia eden okullarda çoğunlukla, rehberlik öğretmeni bu alanlarda destek sunuyor, ama işin psikolojik destek tarafı ne yazık ki ihmal ediliyor, görmezden geliniyor oysa PDR, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik anlamına geliyor.  Bir sürü üniversite ve yüksek okul var, bir yığın insan kaynakları mezunu var, okulda dağıtılan toplu formlarla evrakların arasında boğulmuş rehber öğretmenler psikolojik danışmanlık sunamıyorlar. Öncelikle  bu sorunun çözülmesi gerekiyor, insan kaynakları uzmanları pedagojik eğitim alarak  kariyer planlama, performans ders başarısı gibi alanlarda rehberlik sunabilir. MESEM'lerde doğru yönlendirmenin yapılabilmesi için de bu çok gerekli ve bunu da Milli Eğitime yazdım öneri olarak ama hiçbir dönüş alamadım tabii. Artık MESEM  ile ilgili de olumlu düşünemiyorum ne yazık ki,  ümitli değilim, iş yerleri yeterli denetimlerden geçmediği için kazalar ve kayıplarla  aileler sarsılıyor.  

Öğretmenlik tecrübemi 2007 yılında sonlandırdım. Yıllar sonra 2022 yılında bir lise de bu kez iktisat ve insan kaynakları eğitimim nedeniyle farklı bir alanda 2 aylık bir deneyimim oldu, sınıfın iklimi kültürü öğrencilerin ahlaki yapısı tamamen değişmişti, öğretmenler odası da tamamen değişmişti, değişmeyen tek şey rehberlik servisinin etkinliği idi ne yazık ki? Benim hiçbir şekilde alanım ya da eğitimim olmadığı halde  bazı derslere girmem teklif edildi, idarecileri yargılamıyorum kesinlikle, imkanları dahilinde çözüm arıyorlar anlıyorum ama bu sistem böyle olmamalı, bu doğru değil. Ve gençler ne yazık ki sistemin bu vasatlığının çok farkında öğrenci öğretmen ilişkileri çok yıpranmış durumda. Söylediklerim her okul için geçerli değildir tabi ki ancak çoğunluğu yansıttığını düşünüyorum. Özellikle belli gruplara dahil olmuş, zorba öğrenciler ortamı domine ediyor, güvenli bir ortam yok,  psikolojik açıdan da güvenlik yok, yani sadece can güvenliği değil psikolojik güvenliğin sağlanması da acil bir ihtiyaç.

Bir şeyler değişmeli, sistemler revize edilmeli ve bu değişim tarafımızdan talep edilmeli. Bu talep birlik ve beraberlikle olmalı. Psikoloji, İnsan Kaynakları, Eğitim, Nörobilim Profesyonelleri lütfen bir araya gelin bir şeyler önerin, bir şeyler  yapın. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder