Sayfalar

22/03/2026

 

Kalbim Günlükleri/Bölüm 3

Bugün kitaplığımda geçen sene ilgili olduğum alanlardan biri olduğu için alıp, okuma listeme eklediğim ama bir türlü sıra getiremediğim bir kitabı bana hatırlatarak başlattı Hülya Mutlu’nun mesajı, Türker Kılıç / Yeni Bilim: Bağlantısallık Yeni Kültür: Yaşamdaşlık. Bu paylaşım bana yolumu yönümü bulmada doğru araçlara sahip olduğumu ve her şeyin bir fark etmek, olmak, bilmek, idrak etmek ve eyleme geçmek zamanı olduğunu tekrar hissettirdi. İşte bu kitabın Burçak olmaklık saatinin kadranı şimdiyi gösteriyordu. Ben bu bağlantıyı böyle okudum.


Nilay Örnek’in( bir çok yayınından çok şey örendim), Türker Kılıç hocamızı konuk ettiği bu Podcast yayını; başından sonuna kadar, ilgilendiğim birden fazla alanda hem aydınlanma hem fark ediş hem de umutlu meraklarımı besleyen öğrenme yolculuğumu destekledi.

Benim için önemli başlıkları sıralayacak olursam;

Eğitim Sisteminin Merakı Körelten Yaratıcılığı Sabote eden Yapısı

Türker Hoca harcanan 10.000 saatleri anlatırken aklıma hücum edenler şunlardı;

1800’lü yıllarda Jules Payot İrade Terbiyesi kitabında, eğitim sisteminin ezberci yapısının derin düşünmeyi engellediğini, düşünce tembelliğine neden olduğunu ve öğrencileri üretkenlikten uzaklaştırdığını oldukça net ve keyifle okuduğum bir söyleyişle anlatmıştı. Hatta bunun üzerine henüz paylaşmadığım bir yazıda yazdım ve fark ettim ki bu sistem miadını tamamlıyor.

Daha önceki Stutz paylaşımında bir çıkarımım olmuştu, X mayınları.

Burada da eğitim sistemimiz, merak edecek sorgulayacak genç beyinlerimizin cevherlerinin saklı olduğu madene onları sabote edecek X mayınlarını sınavlarla, ezberci yöntemlerle döşüyor. Hangimiz, genç taze beyinlerin içine düştükleri sancılı sınav sürecinin mağdurlarından değiliz ki? Öğrenci, öğretmen ya da ebeveyn olarak. Ancak Türker Hocanın da söylediği gibi en büyük devrim bilimsel aydınlanmanın ışığında olacak.

Peki biz ne yapmalıyız?

Ebeveyn, öğrenci ya da öğreten olarak merakı besleyecek farkındalıkla hareket etmeli, soru duymayı sevmeli, soru sormaktan vazgeçmemeliyiz.

İkinci başlık; Hiyerarşik Kodlama Sistemi

Türker Hoca’nın aktardığı şu bilgi çok önemli; yaşam dediğimiz tüm varoluş kodlamalarının ortak bütünlüğünü oluşturan parçaların hiyerarşik bir konumlaması yok. Yani arı türünün, insandan, insanın selvi ağacından hiyerarşik bir üstünlüğü bulunmuyor. Bu bilince erişmek çok önemli. 21 Mart da ölüm yıldönümü nedeniyle Aşık Veysel’i anmak için yaptığım paylaşımda bir dörtlüğünü yazmıştım, orada bir mısra da “aynı vardan var olmuşuz, aynı yolcuyuz yoldaşız” diyor. Hazerfen olmaklık değil mi Veysel’ e bunu söyleten. O halde bilgiye erişim bu kadar kolaylaşmışken bizi hezarfan olmaktan alıkoyan ne?

Üçüncü Başlık: Enformasyon İşleyen Her Sistem Er Ya Da Geç Zekâ Üretir.

“İnsan beyninin nasıl düşünce ürettiğine dair yeni keşfedilen matematiğe göre en yetkin bilgi işleme sistemi insan beyni değil, yaşamın kendisi.” Yani biz yaşamdaşlıkla bilinçleniyoruz dolayısıyla hocanın söylediği gibi; kendimizi geliştirmenin en kolay yolu yanımızdakini geliştirmek.

 

Son olarak Türker Hocanın lügatımıza kazandırdığı yeni kültür “Yaşamdaşlık” ‘a derin ve değerli katkılar sunan iki güzel kadının sohbetini izledim bugün; Hülya Mutlu ve yine severek takip ettiğim Ufuk Tarhan.

Bu güzel sohbetten de öğrendiğim şuydu,

1.        Yakınmayı değil, farkında olmayı seçeceğiz

2.        Öğrenmenin ve kendimizi geliştirmenin sorumluluğunu alacağız

3.        Değer üretmek ve faydalı olmaktan vazgeçmeyeceğiz.

Ufuk Tarhan’ın T İnsan Modelini de tüm bu dinlemelerimin ve bilgilerimin ışığında şöyle yorumladım. Dikey düzlemde bir şeye takık olacağız, bir şeyi çok merak edeceğiz ve her şeyini öğrenmeye çalışacağız, yatay düzlemde de hazerfen olacağız.

Düşünce dünyama katkı sunan bu güzel insanlar var olsunlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder