Kalbim Günlükleri/Bölüm 3
Bugün kitaplığımda geçen sene ilgili olduğum alanlardan biri olduğu için alıp, okuma listeme eklediğim ama bir türlü sıra getiremediğim bir kitabı bana hatırlatarak başlattı Hülya Mutlu’nun mesajı, Türker Kılıç / Yeni Bilim: Bağlantısallık Yeni Kültür: Yaşamdaşlık. Bu paylaşım bana yolumu yönümü bulmada doğru araçlara sahip olduğumu ve her şeyin bir fark etmek, olmak, bilmek, idrak etmek ve eyleme geçmek zamanı olduğunu tekrar hissettirdi. İşte bu kitabın Burçak olmaklık saatinin kadranı şimdiyi gösteriyordu. Ben bu bağlantıyı böyle okudum.
Nilay Örnek’in( bir çok yayınından çok şey örendim), Türker
Kılıç hocamızı konuk ettiği bu Podcast yayını; başından sonuna kadar,
ilgilendiğim birden fazla alanda hem aydınlanma hem fark ediş hem de umutlu
meraklarımı besleyen öğrenme yolculuğumu destekledi.
Benim için önemli başlıkları sıralayacak olursam;
Eğitim Sisteminin Merakı Körelten Yaratıcılığı Sabote
eden Yapısı
Türker Hoca harcanan 10.000 saatleri anlatırken aklıma hücum
edenler şunlardı;
1800’lü yıllarda Jules Payot İrade Terbiyesi kitabında,
eğitim sisteminin ezberci yapısının derin düşünmeyi engellediğini, düşünce
tembelliğine neden olduğunu ve öğrencileri üretkenlikten uzaklaştırdığını
oldukça net ve keyifle okuduğum bir söyleyişle anlatmıştı. Hatta bunun üzerine
henüz paylaşmadığım bir yazıda yazdım ve fark ettim ki bu sistem miadını
tamamlıyor.
Daha önceki Stutz paylaşımında bir çıkarımım olmuştu, X
mayınları.
Burada da eğitim sistemimiz, merak edecek sorgulayacak genç
beyinlerimizin cevherlerinin saklı olduğu madene onları sabote edecek X
mayınlarını sınavlarla, ezberci yöntemlerle döşüyor. Hangimiz, genç taze
beyinlerin içine düştükleri sancılı sınav sürecinin mağdurlarından değiliz ki?
Öğrenci, öğretmen ya da ebeveyn olarak. Ancak Türker Hocanın da söylediği gibi en
büyük devrim bilimsel aydınlanmanın ışığında olacak.
Peki biz ne yapmalıyız?
Ebeveyn, öğrenci ya da öğreten olarak merakı besleyecek
farkındalıkla hareket etmeli, soru duymayı sevmeli, soru sormaktan
vazgeçmemeliyiz.
İkinci başlık; Hiyerarşik Kodlama Sistemi
Türker Hoca’nın aktardığı şu bilgi çok önemli; yaşam
dediğimiz tüm varoluş kodlamalarının ortak bütünlüğünü oluşturan parçaların
hiyerarşik bir konumlaması yok. Yani arı türünün, insandan, insanın selvi
ağacından hiyerarşik bir üstünlüğü bulunmuyor. Bu bilince erişmek çok önemli. 21
Mart da ölüm yıldönümü nedeniyle Aşık Veysel’i anmak için yaptığım paylaşımda
bir dörtlüğünü yazmıştım, orada bir mısra da “aynı vardan var olmuşuz, aynı
yolcuyuz yoldaşız” diyor. Hazerfen olmaklık değil mi Veysel’ e bunu söyleten. O
halde bilgiye erişim bu kadar kolaylaşmışken bizi hezarfan olmaktan alıkoyan
ne?
Üçüncü Başlık: Enformasyon İşleyen Her Sistem Er Ya Da Geç
Zekâ Üretir.
“İnsan beyninin nasıl düşünce ürettiğine dair yeni
keşfedilen matematiğe göre en yetkin bilgi işleme sistemi insan beyni değil, yaşamın
kendisi.” Yani biz yaşamdaşlıkla bilinçleniyoruz dolayısıyla hocanın söylediği
gibi; kendimizi geliştirmenin en kolay yolu yanımızdakini geliştirmek.
Son olarak Türker Hocanın lügatımıza kazandırdığı yeni kültür
“Yaşamdaşlık” ‘a derin ve değerli katkılar sunan iki güzel kadının sohbetini
izledim bugün; Hülya Mutlu ve yine severek takip ettiğim Ufuk Tarhan.
Bu güzel sohbetten de öğrendiğim şuydu,
1.
Yakınmayı değil, farkında olmayı seçeceğiz
2.
Öğrenmenin ve kendimizi geliştirmenin
sorumluluğunu alacağız
3.
Değer üretmek ve faydalı olmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Ufuk Tarhan’ın T İnsan Modelini de tüm bu dinlemelerimin ve
bilgilerimin ışığında şöyle yorumladım. Dikey düzlemde bir şeye takık olacağız,
bir şeyi çok merak edeceğiz ve her şeyini öğrenmeye çalışacağız, yatay düzlemde
de hazerfen olacağız.
Düşünce dünyama katkı sunan bu güzel insanlar var olsunlar.
.png)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder